Geleceği görmek

Geleceği Görmek

Beynimizin önemli ve kıymetli özelliklerinden biri de öngörülü davranışlarda bulunmamıza aracılık sağlayabiliyor olmasıdır.

Kendimiz ya da bir başkası olması fark etmeksizin insanın geçmişten dersler alması geleceğini doğru yönlendirmesi noktasında kendisine şüphesiz yardımcılık etmektedir. Kierkegaard “hayat yalnızca geriye dönük bir şekilde anlaşılabilir; fakat ileriye dönük bir şekilde yaşanmalıdır” derken, bir bakıma bunu da kastediyor olmalı.

Başkaları üzerindeki kontrol duygusunun beynin karar verme süreçlerini nasıl etkileyebileceğini anlamak için, Miami’de bulunan Mount Sinai hastanesinin Icahn Tıp Okulu’nda yürütülen bir çalışmada araştırmacılar sağlıklı insan deneklerin bir tür pazarlık oyununu oynama yeteneklerini test etmişlerdir. Bu çalışmada evvela insanların başkalarını etkilemeye çalışırken “ileriye dönük düşünme”yi kullandıkları görülmektedir. İleriye dönük düşünme, deneklerin gerçekten başkalarını etkileyip etkilemediğine bakılmaksızın gerçekleşmektedir ve beynin iyi bilindik karar verme merkezindeki sinirsel aktivite tarafından yönlendiriliyor gibi görünmektedir.

Araştırmanın direktörü olan Xiaosi Gu da yürüttükleri çalışma ile alakalı olarak “İnsanlar sosyal varlıklardır. Ve bize göre, birçok psikiyatrik bozukluk, beynin yazılımının sosyal durumları ele almak için nasıl programlandığıyla ilgili sorunların sonucudur. Bu çalışmada, bu yazılımın nasıl programlandığını yöneten kuralları anlamaya çalıştık. Sonuçlarımız, belirli sosyal durumlarda beynin, satranç oynarken sıklıkla kullanılan ileriye dönük düşünme yönteminden faydalandığını göstermektedir.” ifadelerine yer vermektedir.

Araştırmacılar çalışmada, özellikle başkalarını etkilemeye çalıştığımız veya “sosyal kontrol” uyguladığımız zamanlarda ileriye dönük düşünmenin kullanılıp kullanılmadığının üzerinde durmaktadır. Önceden yürütülmüş çalışmalar da sosyal kontrolün esenlik ve ruh sağlığı üzerinde derin etkileri olabileceğini göstermektedir. Birkaç çalışma, ileriye dönük düşünmenin sosyal olmayan durumlarda kullanıldığını gösterse de nadir çalışmalar başkalarıyla nasıl etkileşimde bulunduğumuzdaki rolünü ön plana çıkarmaktadır.

Bu fikri test etme adına, araştırmacılar ilk etapta 48 sağlıklı gönüllüyü bir beyin tarayıcısına oturttular ve 20 doları rakibiyle paylaşmalarının istendiği iyi bilinen bir pazarlık alıştırması olan “ültimatom oyununun” iki farklı versiyonunu oynamalarını istediler. İlk oynanan oyunun “kontrol edilebilir” versiyonunda kurallar tahmin edilebilir şekildeydi. İlk teklifler her zaman 5 dolardan başlıyordu. Eğer 5 dolar kabul edilirse, bir sonraki teklif bir veya iki dolar daha düşük olacaktı; reddedilirse, sonraki teklifler ilk miktarla aynı miktarlarda artış gösterecekti. İkinci “kontrol edilemez” versiyonda ise katılımcının ilk kararının takip eden teklifler üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktı. Bunun yerine teklifler rastgele seçilecek ve bu nedenle tahmin edilemez olacaklardı. Her bir katılımcı, iki farklı versiyon arasında dönüşümlü olarak 40 tur oynamıştır.

Sonuçlar, katılımcıların oyunlara verdikleri tepkilerin değiştiğini göstermekteydi; tahmin edilebilir versiyonun getirdiği avantajlar algılanmakta ve katılımcılar tarafından kullanılmaktadır. En önemlisi ise, tahmin edilebilir olan oyunda katılımcılar daha yüksek teklifler almanın yanı sıra, daha kontrollü davranıp daha yavaş karar vermekteydiler. Özetle, öngörülebilir durumlara karşı insanlar hem daha temkinli hem de bu harekete geçmede yavaşlamanın bir sonucu olarak daha isabetli kararlar alabilmektedirler.

Beyin taramalarının sonuçları ise bu seçimlerin, ileriye dönük düşünmeye dahil olduğu bilinen bir karar verme merkezi olan ventromedial prefrontal korteksteki nöral aktivite tarafından yönlendirildiğini göstermektedir.

KAYNAK:
– Na, S., Chung, D., Hula, A., Perl, O., Jung, J., Heflin, M., … & Gu, X. (2021). Humans use forward thinking to exploit social controllability. eLife, 10.