Organik Duygudurum Vakası

Organik Duygudurum Vakası

71 yaşındaki bir hanımefendi kliniğimize depresyon şikayetiyle geldi. İsteksiz, kederli, hüzünlü bir ruh hali belirgindi. Psikiyatrik muayenede, COVID-19 karantinasında ve kocasının kaybından sonra sosyal yaşamın kısıtlandığını da öğrendik. Ancak, hastanın bilişsel fonksiyonları hafif konsantrasyon problemleri dışında sağlamdı.

Hastamız tansiyon dalgalanmaları ve baş dönmesi atakları nedeniyle daha önce başka bir psikiyatri kliniğinden panik bozukluk teşhisi almış. Bu teşhisten sonra hastaya escitalopram (10 mg / gün) ve lorazepam (2.5 mg/gün) reçete edilmiş. İlginç bir şekilde, hasta depresif semptomlarını kötüleyen birkaç antidepresan (SSCB ve SNRI) olduğunu bildirdi.

Hastamız kliniğimize ilk ziyaretinde herhangi bir psikiyatrik ilaç kullanmıyordu. Depresif ve anksiyete semptomlarının şiddeti, klinik ölçeklerle aracılığıyla değerlendirildi. Orta ile şiddetli düzeyde depresif ve kaygı belirtileri görüldü. Antidepresan tedavisindeki geçmiş başarısızlıklar göz önüne alınarak hastadan birtakım nörogörüntüleme tetkikleri (MRG, MR Anjiyografi, Doppler, EKG, EEG) ve nörolojik muayene istendi.

Nörogörüntüleme Sonuçları

Nörogörüntüleme Sonuçları
Şekil 1. MRG soncunda bilateral frontoparietal, subkortikal ve periventriküler beyaz madde hiperintensiteleri (WMH)(A) ve Sağ paramedian pontin enfarktasyonu gözlendi (B).
MR Anjiyografi ve Doppler Ultrason tetkikleri
Şekil 2. MR Anjiyografi ve Doppler Ultrason tetkiklerinde sağ omur atardamarında tıkanma olduğu bildirildi.
Kantitatif elektroensefalografi (qEEG)
Şekil 3. A.Tedavi öncesi kantitatif elektroensefalografi (qEEG)’de anormal frontal alfa aktivitesi ve yaygın yavaşlama gözlendi. B.Tedavi sonrası qEEG’de. Frontal bölgelerde fazla alfa aktivitesi ve genel yavaşlayan arka plan aktivitesi normalleşme eğilimine girdi.

ECO belirgin bir patoloji göstermedi. Nörolojik muayene ise normaldi.

Teşhis

Vertebral arter tıkanıklığı ve serebral enfarktüs ile birlikte tedaviye dirençli depresyon göz önüne alındığında, Uluslararası Hastalık Sınıflandırmasına göre (ICD-10) sağ omur arterlerinde belirtilmeyen oklüzyon veya darlık nedeniyle beyin enfarktasyonu (ICD-10 CM kodu: I63.211) ve depresif özelliklere sahip bilinen fizyolojik duruma bağlı duygudurum bozukluğu (ICD-10 CM kodu: F06.31) tanısı kondu.

Tedavi

Tedavi stratejisi olarak hastamızın serebrovasküler problemleri hedefledi. Asetilsalisilik asit, Ginkgo biloba özü (120 mg) reçete edildi. Üç ay sonra, depresif semptomlarda hızlı ama önemli bir iyileşme görüldü, endişeli semptomlar da hafifledi. Fiziksel görünümü sosyo-kültürel statüye uygun hale geldi ve genel ruh hali ötimiye geri döndü. İkinci QEEG kaydı da gelişme gösterdi. Frontal bölgelerde aşırı alfa aktivitesi ve genel yavaşlayan arka plan aktivitesi normalleştirilme eğilimine girdi (Şekil 3B’de gösterilmiştir). Semptomlarda %75 iyileşme ve yan etkilerin iyi tolere edilebilirliğine dayanarak, Ginkgo biloba ekstresinin dozu iki katına çıkarıldı. Vertebral arter tıkanma takip edildi.

Tartışma ve Sonuç

Organik Duygudurum Bozukluğu’nun tanısını zorlaştıran birçok zor durum vardır. Depresif semptomların birincil mi yoksa ikincil mi olduğunu ayırt etmek için DSM-5 şunları sıralamıştır: depresyon başlangıç yaşının geç olması, ailede depresyon yaşayan birinin olmaması, atipik depresyon paterni ve tıbbi durum ile depresif semptomatolojinin başlangıcının zamansal olarak uyuşması.

Tüm bu faktörlerin yanında yukarıda bahsettiğimiz organik duygudurum bozukluğu vakasında depresyon semptomlarının ikincil oluşu hakkında bize ipucu veren gösterge antidepresanlara karşı şikayetlerin kötüleşmesiydi. Nörogörüntüleme tetkikleriyle de tanı kesinleştirilip, tedavi yanıtı izlendi.

Antidepresanlardan sonra şikayetlerin kötüleşmesinin olası organik nedenleri araştırılmasaydı tedaviye dirençli depresyon teşhisiyle hasta, hayatının geri kalanını psikiyatrik bir çözüm arayarak geçirebilirdi. Doğru teşhisle vaka, kan dolaşımını artıran kan sulandırıcılar ile başarıyla tedavi edildi. Bu nedenle, tablo psikiyatrik gibi görünse de organik nedenlerin araştırılması büyük önem arz etmektedir.