Özgün Felsefi Psikiyatrik Aforizmalar

Manik Epizot

İnsan ruhu ve ekonomi arasında yakın ilişki olduğunu düşünüyorum. Örneğin, aşırı hırs ve rekabet ortamının şiddetlenmesinin, beyin fizyolojisini etkilediğine ve “manik” atakları tetiklediğine tanık oluyorum. Ekonominin temel ilkelerini hatırlayın; arz-talep ve değer (fiyat)… Sınırsız üretim gücünüz olduğuna inanıyorsanız, ürünlerinize olan ihtiyacın büyük olduğundan eminseniz, bir yandan da ürün değeriniz ölçülemeyecek noktada ise, ama isterseniz istediğinize bedava verebiliyorsanız manik epizotta olabilirsiniz. Ne kadar da Tanrısal değil mi? İstediği kadar üretir, istediğini istediğine verir, ürünlerinin değeri sınırsızdır, herkesin ondan talepte bulunmasını ister… Ve en önemlisi rakipsizdir! Bu arada, manik epizot sırasında insanların kendilerinde tanrısal güçler hissettiğini hatırlatmak isterim!

Vahşet ve sınırlar

Her şey benim! Ben her şeyim! Dediğiniz anda vahşete giden yol açılır diye düşünüyorum. Demek bütün mesele zamanda ve mekanda sınırları tayin etmekte… Eşinizi, çocuğunuzu ya da herhangi bir insanı size ait, bir malınız gibi görüyorsanız, istediğiniz her şey o anda ve orada olsun istiyorsanız, hiç ölmeyeceksiniz gibi geliyorsa sınır tanımıyorsunuz demektir. Tenden başka sınır olmadığını öğrenmek, bilmek, kabul etmek ve hatta o da dahil tüm sınırların sahibini tanımak… Yüce ruhlara bakılırsa, belli ki sevgi sel olup akıyor o anda… Vahşet ve mesela Mevlana, ne büyük tezat!

Pasif agresif kişilik bozukluğu

Aile içi demokrasinin bittiği yerde her türlü psikopatolojiyi bekleyin. Mesela, pasif agresif kişilik bozukluğu. Haklı öfkesini açıkça göstermek yerine pasif yöntemler kullanan, mesela; görevlerini sürüncemede bırakan, istenenin, beklenenin tam tersini yapan kişilerden söz ediyorum. Çocukluk yıllarınızı hatırlayın. Ana-babanız “-yine kendini odaya kapattı!, -bakalım güncesine ne yazmış?” vs. diye alanınıza çokça müdahale etmiş, üstelik de demokratik ve haklı tepkinizi cezalandırmışlarsa, pasif ve agresif olmaktan başka çare kalır mı? Çözüm mü? Cevap, elbette demokratik ilişki konusunda güvence vermek… -Haklı olduğun yerde ölçüsünde tepkini göster kardeşim, ona ceza yok! Demek.. Bu arada, öfkesini açıkça göstermeyip babasının yemeğine ilaç karıştıran çocuklar gördüm… Hani benden söylemesi…

Obsesif Kompulsif Bozukluk Nedir?

Hemen her psikiyatrik hastalık biyolojik-psikolojik-sosyolojik temellere sahiptir. Bu klasik kuralın en güzel örneği obsesif kompulsif bozukluk olsa gerekir.

İç gözlem ve halüsinasyonlar

Derinlemesine gözlem yeteneği, en önemli insani değerlerden olmalı. İnsan ruhu sanki katman-katman! Her seviye altta kalan seviyelerde olan bitene dair gözlem yapma gücüne sahip diye düşünüyorum. Seviye yukarı çıktıkça gerçeğe yakınlaşıyor ve gözlem gücü artıyor gibi! Eğer böyle olmasaydı, yani objektif gözlem gücünü kullanmasaydı, “Akıl Oyunları”nın usta kahramanı John Nash halüsinasyonlarını fark edebilir miydi? “Eğer gördüklerim gerçek olsaydı benimle beraber yaşlanırlardı!” dediğini hatırlayın.

Psikoz

Olaylar arasında takatiniz kesilircesine, sürekli ilişki arıyor ve o ilişkileri hep kendinizle ilintili, size mesaj taşıyıcı nitelikte buluyorsanız psikozda olabilirsiniz.

Özür dilemek ve bağışlamak

Gereğinde özür dilemek en ciddi ruh sağlığı göstergelerinden olsa gerekir. Orada, “empati”, yani diğerine verdiğiniz zararı duyumsama yeteneği, “iç görü” yani kendinizde olan yanlışlığı saptama gücü ve sağlıklı bir kişiliğe yani narsisizmden uzak, alçak gönüllü bir yapıya özgü kuvvetli ipuçları vardır. Diğer yandan özür dileyerek kendi-kendiyle mücadele verdiğini gösteren bir kardeşinize omuz vermektir bağışlamak… Özür dilemek ve bağışlamanın bol olduğu bir toplumda adaleti tesis etmek ne kadar da kolaydır. Tersinin ise kan davasına dek varan bir dizi toplumsal hastalığa, hatta kaosa yol açacağı açıktır… Bu da işin sosyolojik boyutudur.

İradeyi teslim etme / bağımlılık

İradenizi teslim ettiğinizde insan olmaya dair önemli bir özelliğinizi kaybetmişsiniz demektir. İsteğinizle hareket etme, tercih etme yetisi… İradeyi teslim alan şey genellikle ödül-ceza sisteminden yararlanıyor. Beynine yerleştirilen elektrot vasıtasıyla ölümüne kendini ödüllendiren zavallı bir hayvan ile, “rating”, para, hayali bir ödül peşinde koşan bir kumarbaz, internet ya da her hangi bir şeyin bağımlısı arasındaki ilişki açık. Doğulu bir düşünür dostumun dediği gibi “Düşünüyorum o halde varım!” yerine “İradeliyim o halde varım!” demek daha mı doğru ne? Hatta bir adım ileri gidip; her türlü bağımlılıktan kurtulmak varoluşun ta kendisidir diyebilir miyiz?

İntihar riski ve kendinize verdiğiniz değer

Kendinize verdiğiniz değer; sodyum, potasyum, kalsiyum, pH vb kan değerleri gibidir. Belirli sınırları aşmak yaşamla bağdaşmaz. “Ben bir hiçim!” ya da “Ben her şeyim!”, noktalarına doğru gittikçe intihar riskiniz yükselir! Örnek mi istiyorsunuz? Sayısız ağır depresyon ve narsisizme duçar tarihi şahsiyetleri aklınıza getirin…

Panik bozukluk ve zaman algısı

Panik bozuklukla zaman algısı arasında ilişki olduğunu gözlüyorum. 1 dakika size kısa geliyorsa sınavlarda paniğe kapılırsınız. Ama 2 dakikaya sığan koca şarkıların varlığını hatırlatmak isterim. Ne kadar rahatlatıcı değil mi?

Anılar ve depresyon

Anılar bazen yakıcıdır, bazen okşayıcı… Ama eğer sürekli geçmişi düşünüp anılarınızdan dolayı yanıyorsanız, gelecek artık yok gibiyse ve yaşadığınız ana konsantre olamıyor, konuşmalara dahi dikkat veremiyorsanız ciddi depresyon yaşıyor olabilirsiniz!

Geçmişten ders almak ve empati

Geçmişten ders almakla empati yeteneği arasında güçlü bir bağ olduğunu düşünüyorum. Kendi geçmiş deneyimlerinizden ne kadar çok ders alırsanız başkalarının deneyimlerini o kadar iyi duyumsarsınız! Belki de bir anti-sosyalin başkalarının duygularını anlayamaması, kendi geçmiş deneyimlerinden ders çıkaramamasıyla ilişkilidir!