“Uzamış Yas Bozukluğu” Yeni Bir DSM Teşhisi Kabul Edilecek

“Uzamış Yas Bozukluğu” Yeni Bir DSM Teşhisi Kabul Edilecek

Amerikan Psikiyatri Birliğinin mütevelli heyeti Ekim 2020’deki toplantılarında “Uzamış Yas Bozukluğu”nu DSM teşhisli bir bozukluk olarak kabul etti. Teşhisin Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabının güncellenmiş baskısında (DSM-5-TR) yer alacağını duyuruldu.

Yas Bozukluğu

Yas Bozukluğu, DSM-5 kılavuzunun III. bölümünde ileri çalışma gerektiren durumlar başlığı altında Kalıcı Karmaşık Yas Bozukluğu (Persistent – Complex Breavement Disoreder – PCBD) kategorisinde yer alıyordu. 2018 yılında, elde edilen yeni verilerle bu kategoriyi kılavuzdaki DSM teşhisli mental bozukluklar bölümüne (II. Bölüm) dahil etmek için teklif sunulmuş ve DSM Yürütme Komitesi ve İçselleştirme Bozuklukları İnceleme Komitesi tarafından incelemeye alınmıştı. Haziran 2019’da teşhis için uygun kriterler konusunda fikir birliği geliştirmek için New York’ta bir çalıştay düzenlendi. Kriterler daha sonra 2019’da kesinleştirildi ve geçtiğimiz ocak ayında DSM Yürütme Komitesi tarafından onaylandıktan sonra kamuya açık yorumları almak için kamuoyuna sunuldu. Son olarak, ağustos ayında yürütme komitesi tarafından onaylandı.

Uzamış Yas Bozukluğu Nedir? Bozukluğu Tipik Yastan Ayıran Kriterler Nelerdir?

Uzamış Yas Bozukluğu 2018 yılında Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından Uluslararası Hastalık Sınıflandırılmasına (ICD-11) dahil edilmişti. Burada yer alan tanıma göre bir kişinin Uzamış Yas Bozukluğu tanısı alması için; yaşanan kayıptan sonra an az altı ay boyunca, yoğun duygusal acının göstergesi olarak çeşitli yas tepkileri göstermesi, bununla birlikte merhum kişiye beslediği özlemin ve bilişsel meşguliyetin kalıcı ve yaygın hale gelmesi gerekmektedir.

Tipik Yas Nedir?

Oldukça acı verici bir durum olsa da yas, hayatın yeni dönemine sevilen kişinin varlığı olmadan devam edebilmenin normal bir sürecidir. Geride kalanları çoğu kederlerinin en kötüsünü atlatmayı başarır ve yaşamda işlev görmeye ve anlam bulmaya devam eder. Tipik yas, Uzamış Yas Bozukluğundaki kadar yoğun, ısrarcı, sakatlayıcı ve yaşamı değiştirici değildir. Geride kalan kişi bu durumu güvenliğine veya gelecekteki mutluluk umutlarına ciddi bir tehdit olarak deneyimlemez. Kederli olma hali geride kalan kişide bir süre görülse de bu durumun günlük hayatını bozma özelliği zamanla yok olur.

Uzamış Yas Bozukluğunun DSM’nin güncel basımında yer alacak kriterleri nelerdir?

  1. Kişinin yakınının ölümü üzerinden en az 12 ay geçmiş olması (çocuklar için en az 6 ay)
  2. Kayıptan sonra aşağıda sayılan semptomlardan bir ya da ikisiyle karakterize olan kalıcı yas tepkisi. Ek olarak, tepkilerin en azından son bir aydır neredeyse her gün ortaya çıkması:
    • Ölen kişiye duyulan yoğun özlem
    • Ölen kişinin düşünceleri veya anıları ile meşgul olma (çocuklarda ve ergenlerde, meşguliyet ölümün koşullarına odaklanabilir)
  3. Ölümden bu yana, aşağıdaki semptomlardan en az 3’ünün bulunması. Ek olarak, semptomların en azından son bir aydır neredeyse her gün ortaya çıkması:
    • Ölümden beri kimlik bozulması (örneğin, kendisinin bir parçası ölmüş gibi hissetmek)
    • Ölümle ilgili belirgin güvensizlik duygusu
    • Kişinin öldüğünü hatırlatmaktan kaçınma (çocuklarda ve ergenlerde, hatırlatıcılardan kaçınma çabaları ile karakterize edilebilir)
    • Ölümle ilgili yoğun duygusal acı (ör. Öfke, acı, üzüntü)
    • Ölümden sonra kişinin ilişkilerine ve faaliyetlerine yeniden uyum sağlama güçlüğü (örneğin, arkadaşlarla ilişki kurma sorunları, ilgi alanlarının peşinde koşma veya gelecek için planlama yapma sorunları)
    • Ölümün bir sonucu olarak duygusal uyuşukluk (duygusal deneyimin yokluğu veya belirgin azalması)
    • Ölümün bir sonucu olarak hayatın anlamsız olduğunu hissetmek
    • Ölümün bir sonucu olarak yoğun yalnızlık.
  4. Rahatsızlığın sosyal, mesleki veya diğer önemli işleyiş alanlarında bozulmaya neden olması.
  5. Kişinin yas tepkisinin süresi ve ciddiyetinin, içinde bulunduğu kültüre ait sosyal, kültürel veya dini normların üzerinde seyretmesi.
  6. Semptomların; majör depresif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu ya da başka bir zihinsel bozuklukla daha iyi açıklanamaması. Bir maddenin (örn., İlaç, alkol) veya başka bir tıbbi durumun fizyolojik etkilerine atfedilememesi.

Uzamış Yas Bozukluğunun DSM teşhisli bir bozukluk olmasının sonuçları neler olabilir?

Alanda çalışan klinisyenler yas probleminin DSM’e göre teşhis edilebilmesinin önemli artılarının olacağını söylemekte. Bozukluğun toplumda görülme sıklığının ve problemin altında yatan mekanizmanın araştırılması, bozukluğu önleyici ve tedavi edici uygulamaların geliştirilmesi bunlardan birkaçı. Yazarlar, bu araştırmaların ayrıca konu hakkındaki kısıtlı literatürü genişleteceğini ve daha genellenebilir olmasını sağlayacağını öngörmekteler. Her ne kadar yerleşik bir DSM-5 bozukluğunun, teşhisi konan kişilerin damgalanması gibi riskler doğurabilecek olsa da kayıptan sonra yardıma muhtaç olan önemli azınlıktaki yaslı insanlar için hedeflenen bakımın tanımlanmasını ve sağlanmasını teşvik etmesi Uzamış Yas Bozukluğunda sistematik teşhisin sosyal açıdan da avantajlar getirebileceğini göstermektedir.