Prof. Dr. Kemal Arıkan
Psikiyatrist

Empati ve Sempati

Empati yeteneği, ciddi sağlık göstergelerinden birisidir. Diğerlerinin o an ne hissettiği veya düşündüğünü, kendi duygu ve düşüncelerinden bağımsız olarak anlayabilme kapasitesidir.

Empati, gözleme dayalıdır; diğer kişinin içinde bulunduğu durumu veya duygusunu tahmin etmek veya anlamaktır. Empati, çoğunlukla “sempati” ile karıştırılmaktadır.

Empati, bir duyguyu diğer kişi “ile” birlikte yaşamak iken, sempati bir duyguyu diğer kişi “için” yaşamaktır. Birinde diğer kişinin duygusu tahmin edilirken, diğerinde aynen hissedilir.

Empatide, diğer kişiyi anlamak için durumunu onaylamak gerekmeden duygusu anlaşılabilir; yani herhangi bir yargılama içermez, bazen sadece dinlemek yeterlidir. Sempatide ise durum ne olursa olsun diğer kişi haklı, onaylı, doğru algılanır; yani bir yargılama mevcuttur, durumu ve duygusu üzerine yorum yapılır.

Sempatinin odağı, diğerinin “iyiliği”dir. Özellikle bakım verenlerde, sempati daha sık görülür.

Zaman zaman empati sempatiye dönüşebilir. Örneğin, diğer kişi bir tehdit altındaysa ve onu koruma/bakım verme isteği uyanırsa, empatiden sempatik bir yaklaşıma geçilebilir. Ancak literatür, profesyonel ve özel hayatta empatiyi kullanmanın, hem kişinin kendisi hem de karşısındaki için daha işlevsel olduğunu savunur.

Psikiyatrik hastalıklarda, empatinin bir kaç önemli işlevi vardır. Hasta kendini yalnız veya izole hissetmez, duygu ve düşüncelerinin kabul edilebilir olduğunu ve önemsendiğini fark eder. İyileşme sürecinde pasif olmaktan çıkar, aktif, kendini kontrol etmeye yönelik adımlar atar hale gelir ve bağımsız kararlar almaya başlar, kendine inancı artar.

Etrafından empati gören hastalarda iyileşme oranı görmeyenlere göre daha fazla bulunmuştur.

“Empati ve Sempati” için 1 yorum yapıldı.

  1. Halit Baz dedi ki:

    Söz

    Söz, sana “bendensin öyleyse benimsin” miş gibi değil,”bendensin ama seninsin” diye davranacağım.

    Söz, seni şahsi mutluluğum için bir “araç ve nesne” olarak görmeyecek,senin
    mutluluğunun “sana göre” liğine saygı duyacağım.

    Söz, gözlerin benimkilere benziyor diye benimgibi görmeni istemeyecek, uzak ve duru görüşlü olmanı dileyeceğim.

    Söz, kafanı kendi doğrularımla şekillendirmeye çalışmayacak,doğrularını bulma yetini geliştirmene yardımcı olacağım.

    Söz, yaptıklarını bana göre iyi-kötü olarak yargılamayacak, eylemlerinin sözlerine, sözlerininde özüne uygun olup olmadığı ile ilgileneceğim.

    Söz, hatalarının karşısında sanki kendim “hatasızmışım” gibi suçlayıcı davranmaya
    cak senin kendinin hata olarak kabul ettiklerine o gözle bakacağım.

    Söz, senin için dünyanın en zor şeyini,sana “söz söylemeyi” değil,sözlerini dinleme
    yi,akıl vermeyi değil “anlamayı” deneyeceğim.

    Söz, çok küçük olduğunda bile doğanın seni içsel bir bilgiyle donattığını hatırlayacak
    seni hiç küçümsemeyeceğim.

    Söz, senden büyüğünüm diye “hak olarak” saygı beklemeyecek,”hak ederek” saygını kazanmaya çalışacağım.

    Söz, dış dünyadaki başarılarından çok iç dünyandakilerle,okul karnenden çok duygu karnenle ilgileneceğim.Çünkü insanı mutlu kılanın “not” yüksekliğinden çok “duygu yüksek
    liği” olduğuna hala inanıyorum.

    Söz, seni sana ihtiyacım olduğu için sevmeyeceğim, seni sevdiğim için sana ihtiyacım olacak.

    Söz, anlaşmazlığa düştüğümüz durumlarda, kendi tezimi kabul ettirebilmek için daha deneyimli olduğumu öne sürerek sana rağmen seni iknaya çalışmayacak,beni üzmemek adı
    na yada benim hatırım için doğrularına ters düşmene neden olmayacağım.

    Söz, senin “hayırlı evlat” olmadan önce “hayırlı insan” olmanı dileyeceğim. Çünkü ancak hayırlı insanların kendilerine ve etrafındakilere hayrı olabilir.

    Söz, omuzlarına senden beklentilerimin ağırlığını yüklemeyecek, kendinle ilgili bek
    lentilerinle başa çıkman için sana omuz vereceğim.

    Söz, hayattaki amacının “kendi hayat hikayeni gerçekleştirmek” olduğunu unutma
    yacak, senaryonu kendim yazmaya kalkışma gafletine düşmeyeceğim.

    Söz, ruhun özgür olsun diye yüreğine suçluluk duygusu,kafana yetersizlik inancı eke
    cek her türlü davranış ve sözden kaçınmaya çalışacağım.Çünkü ancak özgür ruhlar hayatı se
    vebilir ve ancak hayatı sevenler mutlu olabilir.

    Söz, korkularına büyük bir ciddiyetle saygı duyacağım.Çünkü ancak “yüzleşilmiş kor
    kuların” seni cesur kılacağını biliyorum. Çünkü cesur olmak korkmamak demek değil, korku
    ya rağmen yapmaktır.

    Söz,seni hayal kırıklıklarımın onarıcısı,geleceğimin sigortası,eksikliklerimin tamam
    layıcısı, yaşamamışlıklarımın yaşayıcısı, hatalarımın telaficisi, eğriliklerimin doğrultucusu,ye
    nilgilerimin muzafferi olarak görmeyecek, gönlünde yatan aslan, hayat filminin başrol oyun
    cusu, hayat romanının kahramanı, hayat tablonun ressamı olman için elimden geleni yapacağım.

    Söz, sana hayattaki en değerli şeyin, bilginin edinimi ve kullanımı için her zaman öğ
    renci olmayı tavsiye edeceğim. Çünkü “sadece öğrenen büyür” demiyorum, öğrenen gelişir,öğ
    renen yetkinleşir, öğrenen yenilenir, öğrenen değişir, öğrenen ustalaşır, öğrenen evrilir,öğre
    nen dönüşür, öğrenen erişir.Ve hayat dur-duraksız erişim değilse nedir?

    Söz, seni hayat atelyesinde bir usta olmaya teşvik edeceğim,çünkü hayat ustaları sever ve ustalar şüphesiz hayatı ileri götürenlerdir.

    Söz,”seni sevmemi istiyorsan” diye başlayan cümlelerle bir şartname koymayacağım önüne, çünkü şartlı sevginin gerçek sevgi olduğuna inanmamaya devam edeceğim.Sevgimizin tek şartı birbirimize her koşulda saygı duymak olmalı.Çünkü ancak saygının koruduğu sevgi adil ve arınık olabilir.

    Söz, başına kötü bir şey gelmesi endişesini her hissedişimde yapacağım ilk şey seni ha
    yattan uzak tutmak olmayacak. Çünkü biliyorumki uzaktan hayatlar yaşanmaz, seyredilir.Ve mezarlıklar yaşanmamış hayatlar meskenidir.Ancak “hakkıyla yaşanmış hayatlar” ölümü aşarlar.

    Söz, hayatta girişken bir tutum önereceğim sana,ama “dikkatsiz” değil,”gözükara” ama “körlemesine” değil,”cesur” bir hayat ama “tedbirsiz” değil,”özgür” ama kesinlikle “sorumsuz” değil, “zengin” ama “açgözlü” değil,”değişken” ama “tutarsız” değil,”planlı” ama tabiki “sınırlı” değil, “uyumlu” bir hayat “silik” değil, özelliklede “saygılı bir tutum” yalnız insana değil tüm canlı hayata ama asla “itaatkar” değil, “yenilikçi” ama “taklitçi” değil,”akılcı” ama “ruhsuz” değil,var olana şükreden bir tutum ama “daha iyi”den vazgeçen değil,”idealist”,evet evet idealist ama “hayalperest” değil, “asi” ama “arsız” değil,savaşçı bir tutum “doğru” adına ama, mutlaka ve mutlaka “barış düşmanı” değil.

    Sözün kısası yavrucuğum, sözün özü şu ki,seninki benimkinden “İLERİ” bir hayat olsun dilerim…

    Dr. Halit Baz

Yorum yapın

Bu bölümde sadece okuduğunuz yazı ile ilgili yorumlarınızı iletin.