Obsesif Kompulsif Bozukluk ve Özgüven

Obsesif Kompulsif Bozukluk ve Özgüven

Obsesif Kompulsif Bozukluğu (OKB) olan hastalar, dünyayla kaygılı ilişki tarzlarını ifade eden istenmeyen müdahaleci düşünceler (obsesyon) yaşarlar ve tekrarlayan ritüel benzeri davranışlar (kompulsiyon) gerçekleştirmek için güçlü dürtüler hissederler.

Derin Beyin Stimülasyonunun (DBS), tedaviye dirençli obsesif-kompulsif bozukluk için etkili bir tedavi olduğu kanıtlanmıştır.  Derin Beyin Stimülasyonu tedavisi sonrasında Obsesif Kompulsif Bozukluk hastalarının sıklıkla tarif ettikleri çarpıcı bir değişiklik, özgüvenlerinde ani bir artıştır.

Amsterdam Üniversitesi Tıp Merkezi’ndeki tedaviye dirençli 80 Obsesif Kompulsif Bozukluk hastası, beyine uyarım sağlayan “nörostimülatör” ün cerrahi olarak bir implante edildiği yenilikçi bir tedavi yöntemi olan Derin Beyin Stimülasyonu ile tedavi edilmiştir. Bu çalışmada stimülasyon, ventral striatumda, ‘iç kapsülün (vALIC) / nukleus akümbensin ventral ön ekstremitesine’ yakın alanlara uygulanmıştır.

Obsesif Kompulsif Bozukluk için striatal-DBS uygulanan klinik çalışmada, tedaviye yanıt verenlerde %72’lik bir semptom azalması görülmüştür.

Obsesif Kompulsif Bozukluk hastaları ilaç tedavilerinin aksine, yeterli stimülasyon parametreleri belirlendiğinde Derin Beyin Stimülasyonuna hemen (bazen dakikalar içinde) yanıt vermiştir. Hastaların tanımladığı en çarpıcı değişikliklerden biri, özgüvende ani ve kalıcı bir artıştır.

Eş zamanlı olarak, hastalar anksiyeteyle ilişkili obsesyonlarda bir azalma olduğunu bildirirken, kompülsivite semptomlarındaki iyileşme tipik olarak ek davranış terapisi gerektirmiştir. Bu çalışmada Derin Beyin Stimülasyonunun birincil etkisinin hastanın özgüveninde artışa neden olduğu düşünülmektedir. Dahası, DBS stimülasyon parametreleri çok yüksek ayarlandığında, hastanın aşırı kendine güvenin bir işareti olarak daha dürtüsel davrandığını gözlemlenmiştir.

Özgüven Nedir?

İnsanlar yeteneklerine ve çevrelerine güvendiklerinde kendilerine de güvenirler. Özgüven, kişilerin kendileriyle ilgili çeşitli eylem olasılıklarına açık olmalarını sağlar. Bu nedenle, kişinin dünyada eyleme geçme gücüne ilişkin deneyimi açısından özgüveni ele alacağız. Kendine güven, hareketin bir sonucu olarak beklenen “sürprizi” en aza indiren eylem seçimi süreci olan “aktif çıkarım” açısından nörobilişsel bir tanım verilebilir.

Aktif çıkarım, uzun vadeli sürprizleri en aza indiren, duyusal sonuçları olan eylemleri seçme sürecidir. “Sürpriz”; hatalı tahmin; yani eylemin tahminleri ile mevcut duyusal girdiler arasındaki uyumsuzluk olarak ölçülür. Kişi, gelecekteki duyusal durumlarının değer verdikleri veya arzuladıklarıyla eşleşmesini bekler ve bu tür beklentiler ihlal edildiğinde endişelenir. Aktif çıkarıma göre bir kişi, eylemlerinin bekledikleri sonuçlara yol açacağına ve böylece sürprizi en aza indireceğine güvendiğinde özgüvenle hareket eder.

Obsesif Kompulsif Bozuklukta özgüven azalır. Kişinin dünyada eyleme geçme gücü, hastalığı nedeniyle ciddi şekilde azalır. Obsesif Kompulsif Bozukluk hastaları, bulaşma gibi tehlikeleri, başkalarına zarar verme veya ahlaki açıdan tiksindirici buldukları eylemleri gerçekleştirme gibi durumları tehdit edici bir biçimde öngörür. Sonuç olarak bu hatalı yorumlanmış olası tehditleri engellemeye yönelik davranışlarda bulunur.

Obsesif Kompulsif Bozukluk hastalarının bildirdiği özgüven azalması, eylemlerinin olası tehdit ve tehlike beklentileri tarafından yönlendirilmesinin sonucudur. Derin Beyin Stimülasyonunun, hastanın yalnızca korku ve kaygılarıyla ilgili olanlara değil, diğer eylem olasılıklarına tekrar açık olmasına izin vererek özgüveni artırdığı düşünülmektedir.

KAYNAK:
– Kiverstein, J., Rietveld, E., Slagter, H. A., & Denys, D. (2019). Obsessive Compulsive Disorder: A Pathology of Self-Confidence? Trends in Cognitive Sciences. doi:10.1016/j.tics.2019.02.005.