İnsan ve Doğa İlişkisi: Rakip mi, Parça mı?

İnsan ve Doğa İlişkisi: Rakip mi, Parça mı?

İnsan ve doğa arasındaki ilişkinin tarihi, tarihin kendisi kadar köklü-eski bir ilişkidir. İnsan mecburi bir biçimde bir doğa’nın içine doğar. Bu ilişkinin nasıl olacağı sorusu, bugün, her zamankinden daha önemli bir soru gibi görünmektedir hepimiz için. Zira hepimizin bir parçası olduğumuz gezegenin durumu, bu soruyu çok önemli bir düzeye getirmektedir. İklim, ormanlar, doğal yaşam, kentsel kirlilik… hepsi çok acil bir şekilde alarm vermektedir. Bu yazıda insan ve doğa arasındaki ilişkinin yapısına odaklanmaya çalışalım.

Doğa insan için her zaman büyük bir gizem ve merak kaynağı olmuştur. Antik Yunan’da Felsefenin başlangıcındaki isimlerin de aslında bugün bilinen anlamda “doğa filozofları” olarak adlandırılması buna bir kanıttır. Doğa, felsefi merakı sürekli kamçılamaktadır. Erken dönemlerinde felsefe ve doğa üzerine düşünmek neredeyse bir ve aynı şeydir. Doğa’nın ne’liği, nasıl işlediği gibi sorular, felsefenin gelişimiyle eş zamanlı olarak gelişen sorulardır denilebilir. Doğa üzerine isabetli sorular sormak filozofça bir tavrı da ortaya çıkarmaktadır. Onunla ilişkilenme biçimlerimiz de insanın insanlığına dair pek çok şeyi doğrudan ortaya sermektedir.

Bu arka plan ile birlikte düşündüğümüzde, 18.yüzyıl ve 19.yüzyıl’ın doğa kavramı etrafında belki de en özgün ismi olan ve bu yıl doğumunun 250.yılı kutlanacak Alexander von Humboldt’un (1769-1859) doğaya bakışındaki özgünlük, bugün çeşitli sorunlar karşısındaki insanlara kıymetli çeşitli imkânlar sunmaktadır. O bu alanın hem kurucu merkezi bir ismi, hem de büyük bir ilham kaynağıdır. Humboldt’un uzun hayatına, araştırmalarına, doğaya olan büyük tutkusuna odaklanan Andrea Wulf’un Doğanın Keşfi kitabı bize bütün bunları ayrıntılarıyla göstermektedir.

Humboldt bir Aydınlanma Çağı çocuğu olarak, insanın dünyada üzerindeki konumunu araştırırken, yolu kaçınılmaz olarak doğa’ya çıkıyordu. Bu ikisini birbirinden ayırmak neredeyse imkânsız bir şey gibi görünmektedir nitekim. İnsan ile doğa birbirinin iç içe geçmiş halleriydiler. Tutkuyla peşine düştüğü doğa, onun, döneminde gitmenin çok zor olduğu Güney Amerika’ya kadar gitmesini sağlamıştı. Dönemin siyasilerinin kendisine danıştığı, büyük bir kaşif, büyük bir doğa hayranıydı Humboldt. Kıtanın coğrafyasından bitki örtüsüne, hayvanlarından yerli insanlarına değin detaylı araştırmaları, onun tam 5 yılını bu doğa güzelliği kıtada geçirmesini gerektirmişti.

Humboldt her şeyde önce doğanın bir “bütünlük”te olduğuna, her bir parçasının, bir diğeri ile olan esaslı ilişkisine vurgu yapmaktadır. Bu bugün artık canlılık ekosistemi denilen şeye denk gelmektedir ve bu fikrin temeldeki kaynaklarından biri Humboldt’tur. Bu adlandırmada Humboldt’un katkısı çok büyüktür. Doğa, insanı da kapsayan bir bütünlüktür. Humboldt’un kendi cümleleriyle aktarırsa, “doğa, özgürlüğün etki alanıdır” hatta aynı zamanda.

İnsanın doğaya her istediğini yapabilecek bir efendisi gibi davranması büyük bir yanılgı oluşturmaktadır. Bilinmeyen şeyden öte, dünyanın bilinebilir bir yapıda olduğu fikri ile şekillenen rasyonel dünya görüşü, bunu doğaya da uygulamak durumunda değildir. Bu efendilik zannı, doğanın, haliyle insanın da sonuna doğru bir gidiştir. Sözgelimi bir ülkenin orman ekosistemindeki köklü değişiklik (buna “yıkım/kıyım” da denilebilir), iklimde de değişmelere sebep olacak, böylece insan hayatı da bundan doğrudan etkilenecektir. Bu durumda “efendi” kavramı kullanılacaksa, o yalnızca doğa olabilecektir. Bu efendilik, hepimizin ona bağımlı olmamız anlamındadır. Haliyle doğa’nın merkezinde insan yoktur, doğanın merkezinde doğanın kendi ilişkileri vardır. Bunu bugün güçlü bir biçimde anımsamakta fayda olduğunu, yüzümüzü döndüğümüz her yerde görebilmekteyiz.

Doğa ile insan hayatı arasındaki ilişki, çok çeşitli dürtülerle bir rekabet ilişkisi formuna girerse de, bu büyük zararlar doğurabilir potansiyeldedir. Kuşkusuz çeşitli biçimlerde hayatı devam ettirebilmek, doğa ile bir anlamda uyumlu olmayı, yeri geldiğinde makul değişiklikler yapmayı gerektirir. Ancak bu değişikliğin derecesi, onu bozmak ya da uyum arasındaki farkı da oluşturmaktadır. Köklü değişimlere sebebiyet vermeden doğadan ilhamla hayatın devamını sağlamak gerekmekte, bu noktada ölçülü olmak norm haline gelmek durumundadır.
Bu anlamda doğa ve insanın adeta birlikte hareket ederek mutlu bir toplum olabilmesinin bir yolu da, sömürü ilişkilerinin ortadan kaldırılmasına bağlıdır. Toprağın, suyun, çevrenin sömürülmesi, doğrudan ve dolaylı sorunlar ortaya çıkarmaktadır bütün bir insanlık için. Sorunlar da elbette mutluluk üretmezler. Bir bütünlüklü sistem olarak doğanın olağan akışının bozulması, her bir insanın hayatının olağan akışının da bozulmasına sebebiyet vermektedir.

“Doğal afet” tanımlaması da bu anlamda doğa kavramının kötü bir kullanımıdır. Dere yatağında evler yığını yapan akıl ya da iklim felaketlerine yol açan ekonomik modeller “afet” değilse, düzeninin dışsal faktörlerle bozulmaya çalışıldığı doğa hiçbir şekilde bir afet kaynağı değildir. “Afet” denilen şeyler, doğa’nın aklını ve işleyişini keşfedip kavrayamamak kaynaklı, insanın neden olduğu hatalardır. Sorun doğanın işleyişinde değil, o işleyişin hem engeli hem de bozucusu durumundaki işleyen akıldadır denilebilir.

Sonuçta doğa’ya baktığı zaman ne efendi ne de köle değil, bir bütünlüklü sistem bakışı, doğayı/insanı ufukta görünen felaketlerden kurtarabilecek biricik yol gibi görünmektedir. Aksini merkeze alan her iddia, yıkıcı bir saldırganlıkla, doğaya karşı mahvedeci hareketler olacaktır.

Andrea Wulf yukarıda adı geçen kitabının sonsözünde “Humboldt’un toplumsal, ekonomik ve politik konuların yakinen çevresel sorunlara bağlı olduğuna dair anlayışı oldukça güçlü şekilde gündemde kalmaktadır” demektedir. Bu cümledeki esas nokta, bugün, insanın doğayla bir rakiplik ilişkisi değil, parça ilişkisi ile hareket etmesinin zorunlu olduğunu göstermektedir. Ayrıca “doğa”ya yapılanların insan-sistem kaynaklı sorunlar ürettiğine yönelik de güçlü bir vurgudur. Doğa ile sürekli olarak savaş halinde olan bir yıkım sistemi kendini yeniden üretmektedir. Doğa’yı korumak, insanlığın da bilinen biçimiyle devam edebilmesi için, insan-sistem kaynaklı saldırganlıkları radikal bir biçimde azaltmakla (sonra tamamen ortadan kaldırmakla) mümkün olabilir uyarısını dolaylı bir biçimde yapmaktadır. İnsanlara biz insanlar olarak doğa’nın bir parçası olduğumuz fikrini de, güçlü bir tonda tekrar tekrar anımsatmakta da büyük bir fayda vardır.

Z. Soner Dinç

    formu doldurun, biz sizi arayalım

    Veri Sorumlusu: Prof. Dr. Kemal Arıkan
    Adres: Halaskargazi Cad. No: 103, Gün Apt, Daire: 4B, 34371 Osmanbey/İstanbul
    E-posta: info@kemalarikan.com

    Paylaşmış olduğunuz kişisel ve özel nitelikli kişisel verileriniz, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na (KVKK) uygun olarak ve Tıp mevzuatı kapsamında yerine getirmiş olduğumuz hizmet ve faaliyet amaçlarımız ile bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olarak işlenmektedir. Danışanlarımız için hazırlanan Danışan KVKK aydınlatma Metnini ayrıca okuyunuz.

    Kişisel Verilerinizin Toplanması Usulü ve Hukuki Sebebi

    Kişisel verileriniz elektronik ortamda toplanmaktadır. Web sitemizdeki randevu alın kısmında form doldurduğunuzda da burada amaçla bağlantılı veri toplama faaliyeti yapılmış olacaktır.  Web sitemiz ve randevu Formunun bağlı olduğu e-posta yurt içi sunucularda barındırılmaktadır.

    Kişisel verileriniz; web sitesi üzerinden internet erişimleri 5651 sayılı kanun kapsamında log kaydı (ip adresi ve zaman damgası, trafik bilgileri, cihaz bilgisi, hangi sayfada ne kadar süre kaldığı vb.) domain-Server sağlayıcı tarafından tutulabilir. Web sitemizde reklam amaçlı çerezler kullanılmamaktadır. Çerezleri kapatma yöntemi politikada belirtilmektedir. Web sitesi adres, iletişim, hizmet sunulan alanlar hakkında bilgi verilmesi amacı ile uygulamaya konulmuştur.

    Kişisel verilerinizin işlenmesinin hukuki sebepleri;
    – 5651 sayılı Kanun
    – Meşru menfaat

    Kişisel Verilerinizin İşlenmesi Amacı

    Kişisel verileriniz KVKK 4/2 maddesinde belirtilen ilkeler dikkate alınarak, Sağlık ile ilgili mevzuat çerçevesinde öngörülen faaliyet çerçevesinde; sağlanan hizmetlerden yararlanabilmenizi ve hizmetlerimizin tanıtımını temin edebilmek, mevzuatın getirdiği saklama yükümlülüğünün yerine getirilmesi ve diğer yükümlülüklere uymak amaçlarıyla işlenecektir.

    Kişisel verileriniz mevzuatta belirtilen süreler, mevzuatta düzenleme olmaması halinde meşru menfaat uygulamalarına bağlı olarak amaçla orantılı süre boyunca saklandıktan sonra dijital olanlar geri dönüşümsüz olarak silinme yoluyla imha edilmektedir. İlgili kişinin silme talebi halinde, mevzuata aykırı olmamak şartı ile derhal yerine getirilmektedir.

    Kişisel verileri saklanması ve imha politikamızda saklama süreleri detaylı olarak planlanmıştır. 5651 sayılı Kanuna göre trafik kayıtları en az 1 yıl tutulması gerekmektedir. Uygulamamızda 1 yıllık süreye uyulmaktadır.

    Kişisel Verilerinizin Aktarılması

    Kişisel verileriniz prensip olarak yurt dışına aktarılmamaktadır. Ancak web sitemizden sosyal medya hesaplarına (Instagram, Facebook, Twitter, Youtube) yönlendiğinizde web sitemizden ayrılmış ve yurt dışından sunulan bu hesaplara geçiş yapmış olacağınız bilinmelidir.

    Web sitemiz yurtiçinden sunulduğundan bu kapsamda alınan verileriniz yurtdışına aktarılmamaktadır. Aynı şekilde web sitemizde yer alan randevu formunun düştüğü mail adresi yurtiçinden sunulması sebebiyle formda yer alan kişisel verileriniz yurtdışına aktarılmamaktadır.

    Kişisel Verileriniz, yukarıda belirtilen amaçlara, KVKK ve diğer mevzuat hükümlerine uygun olarak, yurtiçinde bulunan Turhost (veri işleyen) sunucularında barındırılmaktadır.

    Kişisel Verisi İşlenen İlgili Kişi Olarak Haklarınız

    KVKK 11. Maddesi ve yürürlükte bulunan diğer mevzuat çerçevesinde;
    Kişisel verilerinizin işlenip işlenmediğini öğrenme,

    • Kişisel verileriniz işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,
    • Kişisel verilerin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,
    • Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerinizin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,
    • Kişisel verilerinizin eksik veya yanlış işlenmiş olması halinde bunların düzeltilmesini isteme,
    • KVKK mevzuatında öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerinizin silinmesini veya yok edilmesini isteme,
    • Eksik veya yanlış verilerin düzeltilmesi ile kişisel verilerinizin silinmesi veya yok edilmesini talep ettiğinizde, bu durumun kişisel verilerinizin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
    • İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle aleyhinize bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,
    • Kişisel verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğramanız halinde bu zararın giderilmesini talep etme haklarına sahipsiniz.

    Taleplerinizi Öne Sürerken Uyulması Gereken Usul ve Esaslar

    Kişisel verinin konusu olan siz ilgili kişi olarak yukarıda belirtilen haklarınızı, kullanmayı talep ettiğiniz hakka ilişkin açıklamalarınızı içeren yazılı veya Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun belirlediği diğer yöntemlerle, başvuruda talep ettiğiniz hususun açık ve anlaşılır şekilde

    Yukarda sunulan adrese ıslak imzalı olarak posta yolu ile, elden veya bizde kayıtlı olan e-posta hesabınızdan gönderebilirsiniz.

    Müracaatınıza esas teşkil eden hususların şahsınız ile ilgili olması, müracaatınızda kimlik ve adres bilgilerinizin bulunması gerekecektir. Kimlik doğrulaması bizde bulunan bilginizle sınırlı olarak yapılacaktır. Başkası adına müracaatta bulunacak iseniz; özel yetki içerir vekaletname ile başvurmanız gerekmektedir. Başvuru için özel bir format olmamakla birlikte web sitemizde bulunan başvuru formunu kullanabilirsiniz, talebinizin net bir şekilde yazılması net bir cevap verilmesini sağlayacaktır.

    Güncel Yazılar

    Haberler