Makaleler

İki Uçlu Duygulanım Bozukluğu

Manik-Depresif Psikoz ya da Bipolar Afektif Bozukluk olarak da bilinir. Bir uçta zaman zaman yaşanan çökkünlük tablosu, diğer uçta ise yine periyodik olarak yaşanan duygulanımda yükselme ile karakterizedir. Çökkünlük hali depresyon başlıklı yazıda belirttiğim özellikleri taşır. Mani ise, özgüvende artış, cinsel aktivitelerde hareketlilik (libido artışı), çağrışımlarda hızlanma, motor aktivitelerde artma, enerji fazlalığı, ertesi gün yorgunluğa sebep olmayan bir uykusuzluk, iştahsızlık, alışveriş merakı, fazla seyahat ve durup dururken neşelenme şeklinde kendini gösteren bir tablodur.

Kanser Tedavisi ve Yol Açtığı Psikiyatrik Sorunlar

Kemoterapötiklerin saç dökülmesi başta olmak üzere yol açtığı yan etkiler ciddi psikolojik sorunlara sebep olabilmektedir. Hastanın önceden bilgilendirilmesi, ortaya çıkacak sorunların mekanizmalarının açıklanması ve geri dönüşüm olasılığı ve süresi hakkında tartışılması ortaya çıkacak psikolojik sorunları en aza indirmektedir.

Kanser ve Psikoterapi

Psikoterapilerde genel amaç hastanın öz saygısını korumaya çalışmaktır. Bu sağlandığı takdirde stresin başa çıkılır düzeye indirilmesi ve kendilik imajının korunması da mümkün olabilmektedir. Sonuçta hastanın kontrol algısı yükselmekte ve anksiyetesi azalmaktadır.

Kanser Hastasında Psikiyatrik Bulgular

Kanser hastalarında %20-45 oranında depresyona, %15-75 oranında deliryuma rastlanmaktadır. Bunların yanı sıra akut stres bozukluğu, tıbbi duruma bağlı anksiyete bozukluğu, post travmatik stres bozukluğu ve panik bozukluk da sıkça rapor edilenler arasındadır.

Kanser Hastasının Psikolojisi

Kanser hastasının temel kaygıları ölüm korkusu, başkalarına bağımlı kalmak, yetersizlik ve sosyal ilişkilerin kesintiye uğraması olarak özetlenebilir.

Kanser ve Stres

Stres kanser ilişkisine dair fikirler son zamanlarda ciddi şekilde gözden geçirilmektedir. Bunun en önemli nedenlerinden biri, 1982 yılında varlığı keşfedilen Helicobacter Pylori-Peptic ülser ilişkisidir. Bu ilişki stres ve bedensel hastalık arasındaki bağlantıya dair en güçlü örneklerden birinin ortadan kalkmasına yol açmıştır. Nihayet bu buluş 2005 yılında ilişkiyi saptayan bilim adamlarına (Barry J Marshall, J Robin Warren) Nobel ödülü kazandırmıştır. Ödül yazısında bu iki bilim adamının bir dogmayı yok ettiğinden söz edilmiştir(http://nobelprize.org/medicine/laureates/2005/press.html).