Z. Soner Dinç
Felsefe Yüksek Lisans

Nesin Köyleri ve Özgün Bir Eğitim-Öğretim Tarzı

İzmir’in Selçuk ilçesinin Şirince mahallesinde 2007’den bu yana özgün bir işleyişi ve mantığı olan Nesin Matematik Köyü bulunmaktadır. Bu isim köyün ilk adıydı. Sonrasında Felsefe ve Sanat köylerinin de eklenmesiyle ‘Nesin Köyleri’ oldu bu mekan. Bu yazıda Nesin Köyleri’nin pratik olarak göstermekte olduğu model üzerinden eğitim, mekan, eğitimde özgün yöntemler gibi konulara odaklanmaya çalışalım.

Eğitim konusu toplumsal alanda en sık gündem işgal eden konulardan biridir. Zira neredeyse herkesi ilgilendiren, herkesin bir biçimde parçası olduğu bir sürece işaret eder eğitim. Sürekli değişir, dönüşür, ancak uygun bir zemini bir türlü bulamaz. Bir ‘sistem’ henüz tam olarak o dönemin bütün öğrencileri henüz ne olduğunu bile anlamadan, değişir.

Elbette eğitimde değişim olması, otomatik olarak kötü değildir, ancak sürekli belirsizlikler yaratan değişimler, olumlu sonuçlar doğuramamaktadır. Türkiye’de eğitim hala bir korku nesnesi, hala bir belirsizlikler alanıdır. İyi bir eğitim alabilmek en büyük şanslardan biri durumundadır.

Eğitim modelinde sınav geçme kaygısının öğrenme amacının önüne geçmesi, öğrenmenin kendisini araçsal bir duruma düşürür. Öğrenme, ilgili konudaki problemi akli olarak çözmek değil, soruyu çözüp geçme süreci şeklinde işlediğinde, soru geçildikten sonra yöntemin kendisi bir kenara atılmaktadır. Böylece bir şey özümsenerek öğrenilmiş değil, sadece taklit edilmiş olur. Doğal olarak geçilen ‘köprü’ sonrasında zihinde bir yeri de kalmaz bu taklitlerin.

Bu ilişkiyi tersine çevirerek normalleştirmek, sahici bir eğitim için temel bir şarttır. Eğitim-öğretimi bir ezberleme süreci formatından çıkartarak, kökenine dair açıklamalarla akılla kavranabilir bir yapıya getirmek, onun kolayca unutulabilir bir ezber malzemesi olmasından çıkmasını sağlayabilir.

Şirince’deki Nesin Köyleri’nin tek düzeleşmiş zorunlu eğitim formatından temel farkı buradan kaynaklanır. Hiçbir şey zorunlu değildir orada. Gelmek en başta olmak üzere, gönüllülük esastır. Bu çok basit ilk adım, eğitim-öğretim sürecindeki psikolojik bir bariyeri aşmayı kolaylaştırıyor. Herkes ilgili ve algıları açık olarak okulların ve derslerin katılımcısı oluyor. Derslerin yapıldığı mekanların da, bilindik gri-beton ‘okul’lardan farklı ve daha insani olarak tasarlanmış olması, kişinin ruh halini olumlu anlamda etkiliyor. Doğanın tam bağrında olmak her şeyden önce kişiyi iyi hissettiriyor ve zaten gönüllü olarak geldiği bir okulda, odaklanma gibi bir sorun hiç gündeme gelmiyor.

Şirince’deki Nesin Köyleri’nin okullarını büyük kentlerdeki okullardan farklı kılan bir diğer temel nokta daha vardır. Bu, kelimenin gerçek anlamıyla 7’den 70’e kadar insanları bir arada barındıran Köyde işlerin akışının bir parçası durumuna gelme halidir. Kentlerde sanki insandan bağımsız olarak işleyen şeyler olarak sunulan işleyişin, doğrudan insanın emeğinin ürünü olduğunu deneyimleyerek öğrenmek pek çok öğrencinin ilk kez gördüğü, ilk kez bir parçası olduğu faaliyetlerdir. Öğrenciler sadece ders almakla kalmayarak, köydeki hayatın olağan akışında devam etmesini de sağlıyorlar. Hiç kimse pasif, edilgen değil, aktif birer parça.

Bu herhalde bütün derslerden daha üst sıralarda gelen bir büyük ders olsa gerektir. Matematik, felsefe, sanat, tiyatro… gibi alanlardaki dersler ne kadar kıymetliyse, “emek” üzerine olan bu adı konmamış pratik halde işleyen dersler de, bir o kadar kıymetlidir. Derslerin arasında mutfağın işlerine katkı vermek –günde 300 ile 500 kişi arasında kişinin 3 öğün yemek yemesi çok ciddi bir organizasyon gerektirir elbette-, çöpleri toplamak, sınıfları düzeltmek gibi işler, kişinin bulunduğu mekana “yabancı” kalmasını engellediği gibi, “burası benim/hepimizin” ortak duygusunu da geliştirmektedir.

Mekan üzerindeki ortaklık duygusu dersler bağlamında da geçerlidir. Ders yaptığın insanlarla sadece ders süresinin-konumunun sınırlarında değil, çok daha geniş bir zamanda diyalog kurabilmek anlaşılırlık ve insani diyaloglar adına önemlidir. Yemek yerken, çöpleri toplarken ya da bulaşık sırasındayken de soruları sorabilmek, hayatın olağan akışı ile “ders”in kesiştiği özgün bir alan yaratmaktadır. Elbette derslerin belirli süreleri vardır, ancak Köylerde aslında “ders zamanı” gibi bir kavram yoktur: Her an ve her yer ders süresi ve ders yeridir. Ders ile hayat tam olarak iç içe geçmiş bir yapıdadır bu köylerde.

Bir başka önemli nokta Köylerin konumudur. Köyler mutlak anlamda sessizliğin ve doğallığın içerisindedirler. Ders veren ve ders alan kişiler haricinde köyler bölgesinde yaşayan başka insanlar yoktur. Bu durum odaklanma konusunda herhangi bir dikkat dağıtıcı nesne konusunu asgari düzeye indirmektedir. Kentlerin gürültülü, kirli karmaşasından uzak, dingin bir ortam ile birlikte tam bir odaklanma kolaylaşmakta ve potansiyeller daha kolayca açığa çıkabilmektedir.

Çeşitli böceklerin sesleri, tavuklar, kediler ve köpekler ile tam bir uyum halinde işleyen bir düzen içerisinde, hayat bilindik yapıdan başka türlü akmaktadır.
Ayrıca köyde gezinirken büyük bir açık hava müzesindeymiş bir ortamı da hissedebilirsiniz. Piyano, gitar, saz çalan, danslar eden insanlar da, minik büstler ve çeşitli sanat eserleri de köyde olağan bir görüntü olarak karşınıza çıkar. Bütün bunlar aklın bütün özelliklerini aktifleştiren, onu tam olarak yetkin duruma getirmeye çalışan bütünlüklü bir özgün eğitim-öğretim modeline işaret etmektedir.

Şirince’deki Nesin Köyleri tek düze bir formda önümüze konulan eğitim-öğretim aklına karşı, başka bir akıl ve formda özgün bir model sunmaktadır. Eğitimi-öğretimi bir angarya formatından, sert sınırlardan ve tek-tip sıkıcılıktan sıyırarak uygun formlara sokmak yeni yollar ve imkanlar açabilecektir. İnsanın tüm yetilerini geliştirmeyi amaçlamak, akademik yetilerinin de daha sağlam bir zeminde gelişmesini teşvik edecektir.

Duygular ve ruh halini yok sayan, onu umursamayan eğitim modelleri, insana makine gibi davranmakta ve sonuçta başarısız olmaktadır. Bütün bunlardan ötürü Nesin Köyleri çok kıymetli bir alternatif, bir özgün eğitim-öğretim, Almanların “bildung” dediği türden topyekun bir oluşum-gelişim tarzı göstermektedir. Bu model ancak ona kıymet veren insanlar sayesinde devam edebilir, varlığını sürdürebilir. Matematik, felsefe, sanat, tiyatro… gibi alanlarda ilgili herkesin yolunun Şirince Nesin Köyleri’nden geçmesi, olup bitenleri görmesi çok kıymetlidir.

Yorum yapın

Bu bölümde sadece okuduğunuz yazı ile ilgili yorumlarınızı iletin.