Prof. Dr. Kemal Arıkan
Psikiyatrist

Obsesif kompülsif bozukluk (OKB)

Obsesif kompülsif bozukluk, kişinin rahatsız edici düzeyde bir takım düşünce, dürtü ve imajlarla meşgul olması halidir.

Obsesif kompülsif bozuklukta kişi söz konusu dürtü, düşünce imajların saçma olduğunun farkındadır. Büyük sıkıntı duymaktadır. Kurtulmak için başka düşüncelerle, davranışlarla olayı kontrol altına alma çabası içindedir. Bu çaba günlük yaşamı etkiler düzeydedir.

OKB hastalığı toplumda %1-3 sıklığında ortaya çıkar. Kadın-erkek farkı gözetmez. Genellikle 30 yaş civarında başlar. Ama çocuklarda ve yaşlılarda ortaya çıkma olasılığı yok değildir.

Beyini etkileyen bir çok hastalık OKB‘ye yol açabilir. Örneğin spretokok enfeksiyonlar, Tourette hastalığı (bir çeşit tik bozukuluğu), ve diğer beynin bazal çekirdeklerini etkileyen patolojiler obsesif kompülsif bozukluk ile yakın ilişki içindedir. Dolayısıyla klinikte öncelikle organik durumları gözden geçirmek gerekir. Bu amaçla, nörolojik ve dahili muayene, EEG vb. tetkikler önerilir.

OKB; depresyon başta olmak üzere başka psikiyatrik hastalıklara da eşlik edebilir. Böyle durumlarda örneğin depresyonun tedavisini takiben OKB iyileşir.

Serotonerjik sistem ile OKB arasında yakın bağlantı vardır. Diğer fizyopatolojik bulgulardan genetik yapı, anatomik ve fizyolojik anormallikler sıklıkla dile getirilmektdir.

Tedavide antiobsesif ilaçlar, Derin TMS, gerekirse (iç görü yoksunluğu gibi durumlarda) antipsikotiklerle kombinasyon ve hatta cerrahi girişim ve kognitif davranışçı terapi önemli yer alırlar.

Yorum yapın

Bu bölümde sadece okuduğunuz yazı ile ilgili yorumlarınızı iletin.